Türkiye'de Dalış, Dalış turizimi açısından bence yeterince nasibini alamayan bir ülke Türkiye. Hani hep derler ya “üç tarafı denizlerle çevrili” bu klasik söylem “sırtını denize dönen” bir millet sözüyle tamamlanır. Aslında her ne kadar Türkiye ve tatil denilince güneş deniz ve kumsallar ilk olarak hatırlansa da hala sualtı güzelliklerimiz beklenen ilgiyi göremiyor. Gelin hep birlikte Türkiye denizlerinde mavi-yeşil bir tura birlikte çıkalım. Bakalım denizlerimiz neler barındırıyor?
İlk durağımız Antalya’nın güzel iki ilçesi Kaş ve Kalkan. Konum olarak birbirlerine oldukça yakın olan bu iki bölge, sergiledikleri sualtı güzellikleri ile her dalıcının mutlaka görmesi gereken yerler. Dalış bölgelerinin zenginliklerinin yanısıra bölgede hizmet veren dalış okullarının sayısının da oldukça fazla olması, yılın her mevsiminde dalış yapmaya da olanak sağlıyor. Son yıllarda Kaş’ın en çok bilinen ve ziyaret edilen yerlerinin arasında Uluburun batığı olarak anılan M.Ö 14. yüzyıla ait bir yük gemisinin yeniden inşa edilerek batırılmış kopyası geliyor. Bunun yanısıda Uçanbalık Resifi olarak adlandırılan bölge de benim favori dalış noktalarımdan bir tanesi.
Kalkan’a göz attığımızda ise The Ducess of York batığı’nın yer aldığı Sakarya Resifi, Panorama ve Kaptanoğlu sığlıkları ile Kusmuk Burnu bölgenin en çok dalıcı çeken yerleri arasında sayılabilir. Özellikle bugüne kadar en fazla Kalkan’da daldığımı düşünecek olursak Kalkan’ın önemi daha iyi anlaşılacaktır.
Kaş’la Antalya arasında kalan Kale, Finike, Demre ve Kemer’de de Akdeniz’in tüm güzelliklerini yansıtan dalış bölgeleri mevcut. Bunların arasında Kemer, 1. Dünya savaşı sırasında Türk topçuları tarafından batırılan Fransızların Paris gemisini barındırması ile ayrı bir önem kazanıyor.
Kalkan’ı ardımızda bırakarak batıya doğru yöneldiğimizde Fethiye’ye varıyoruz. Fethiye de gene yaz kış demeden dalıcılara hizmet veren bölgelerimizin başında geliyor. Dalışa yeni başlayacak olanlar için son derece güzel koyları ile hem keyifli hem de güvenli dalışlar sunan Fethiye’de özellikle Kızıldeniz gibi daha tropik sulardan gelen göçmenlere balıklara sıkça rastlamak mümkün. Fethiye’nin bana göre en güzel dalış noktası ise Afkula olarak adalandırılan bölgesindeki Meksika Şapkası ve Karides Mağarası.
Marmaris anlatılanlara göre yıllar öncesinin güzelliklerini pek fazla barındıramıyor malesef. Son derece güzel sualtı yapısına sahip olam Marmaris’te canlı çeşitliliği aşırı avlanma, şehirleşme gibi insan etkileri yüzünden oldukça azalmış. Ancak yine de demin de belirttiğim gibi Marmaris’in dip yapısının güzelliği insanı büyülemeye yetiyor da artıyor bile.
Marmaris’i geçtikten sonraki durağımız yine biz dalıcıların en fazla rağbet gösterdiği bölgelerden birisi Bodrum oluyor. Dalış kayıt defterimdeki notlarıma göre Büyük ve Küçük Resif Bodrum’un en güzel dalış noktaları. Ayrıca her an sürpriz bir çok canlıyı görmeye hazır olun.
Kuşadası, Seferihisar, Çeşme ve Foça ise özellikle İzmir’de yaşayanların vazgeçemedikleri dalış noktaları arasında. Özellikle son bir kaç yıldır Çeşme’nin serin sularında yatan Monem batığı giderek bölgenin en çok ziyaret edilen yerleri arasında haklı bir üne sahip olmaya başladı.
Ege’nin meşhur Kırmızı Mercanlarının yatağı olan Ayvalık, özellikle tecrübeli dalıcıları derin dalışlar için adeta kendine çekiyor. Kerbela, Güney Adası ve Kız Adası Ayvalık’ın ziyaret edilmesi gereken başlıca dalış bölgeleri arasında.
Türkiye’nin ilk Sualtı Milli Parkı olmasına karşın yeterli ilgiyi göremeyen Gökçeada ise yine görülmesi gereken muhteşem sualtı güzelliklerini barındırıyor. Yıllardır koruma altında olması dolayısıyla sualtı canlı çeşitliliğinin oldukça zengin olduğu bölgede dalıcılara yeterli hizmet verilememesinden dolayı hak ettiği ilgiyi göremediği kanısındayım. Ama yolunuz düşerse kısıtlı sayıda dalıcıyı daldıracak olanaklar Gökçeada’da mevcut.
Sadece deniz dalışı değil de tarihin tam içine dalış yapmak isteyenler için en uygun bölgelerden birisi Çanakkale. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda önemli bir yere sahip olan Çanakkale Savaşları sırasında batan onlarca savaş gemisi boğazın akıntılı sularında ziyaretçilerini bekliyor. Ancak bölgenin bir kısmı sadece dalıcıların ziyaretine açık. Lundy, su arıtma gemisi gibi savaşta önemli roller üstlenen müttefik kuvvetlere ait bu batıklar, özellikle her seviyedeki dalıcının son derece keyifle dalabileceği batıklar arasında yer alıyor.
Çanakkale Boğazı’nn karşı tarafına geçtiğimizde ise Türkiye’nin Kızıldenizi olarak adlandırılan Saros Körfezi’ne adım atıyoruz. Diğer bölgelerle kıyaslandığında rengarenk ve büyüleyici mercan, sünger, anemon ve balıklarıyla dikkat çeken Saros da yine her seviyeden dalıcının bıkmadan usanamadan dalış yapabileceği bölgelerin başında geliyor. Özellikle İstanbullu dalıcıların rağbet ettiği Saros’da hem kıyı hem de tekne dalışları yapmak mümkün. İç denizimiz olan Marmara Denizi’nde de kısıtlı da olsa belli başlı bölgelerde dalış yapılabiliyor. Bu bölgelerin başında ise Yassı Ada yer alıyor. Ancak yine de İstanbullu dalıcılar yakınlığı dolayısıyla Marmara yerine Saros Körfezini dalış için daha çok tercih ediyor.
İstanbul Boğazını aşarak mavi ile yeşilin birbirine karıştığı Karadeniz’e varıyoruz. Karadeniz, dalış turiziminde hak ettiği yeri bulamamış bir bölgemiz. Diğer bölgelerde göremeyeceğimiz bir canlı çeşitliliğine sahip olan bölge, aynı zamanda yine batıklarıyla da dikkat çekiyor. Özellikle Türkiye’nin en kuzey ucu olan Sinop, mavi derinliklerinde barındırdığı Kırım Savaşı sırasında kaybettiğimiz sadece Osmanlı Donanması ile bile dünya üzerinde söz sahibi olabilecek bir noktada iken, ilgisizlik ve bürokratik engeller yüzünden dalış turizminde söz sahibi olamıyor. Donanmanın yaısıra Bizans dönemine ait batık, sualtına nereden geldiği belli olman lahit, ve yeni dönem batıklarıyla Sinop, dalış noktaları arasında favorilerim arasında yer alıyor.
Sanıyorum ki yakın bir zaman içerisinde yeni yeni yapılanmasını bitiren bazı dernek ve spor kulüpleri dalış konusunda Karadeniz’in hak ettiği yere ulaşmasını sağlayabilecek.
NASIL DALICI OLUNUR?
Dalış yapmak ve bir dalıcı sertifikasına sahip olmak isteyenler bu alanda faaliyet gösteren Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) tarafından yetkilendirilmiş dalış merkezlerine başvurarak hizmet alabilir. İsteyenler kısa bir ön eğitim alarak deneme dalışlarına katılabileceği gibi isteyenler de yetkili dalış merkezlerinde kurs alarak tüm dünyada geçerliliği olan bir dalış brövesine de sahip olabilir. Dalış okullarında CMAS, PADI ve SSI gibi çeşitli dalış ekollerine ait eğitimler ve sertifikalar veriliyor. Başlangıç seviyesinde eğitim alabilmek için ise bu kurslarda dolduracağınız bir sağlık beyanı kursa katılmanız için yeterli olacaktır. Burada ilginç bir not düşmekte de fayda var: Türkiye’de nüfusa göre oranlandığında en fazla dalgıç Ankara’da bulunuyor.
|